Dünya Borsaları

İstatistikler

Üyeler : 8
İçerik : 410
Web Bağlantıları : 29
İçerik Tıklama Görünümü : 1982405
Your IP: 54.81.78.135

Haberleri Kullanarak Nasıl Kâr Edebiliriz (Martin Pring)

PDFYazdıre-Posta

Para Yönetimi - Türkçe Para Yönetimi Makaleleri

Zaman zaman, piyasadaki bir gelişmeden sorumlu tutulan bir haberden şu şekilde bahsedildiğini okur veya duyarız: "Faiz oranının yükseltilmesine karşın, Wall Street’te hisse senetleri sert bir yükseliş yaşadı," ya da , "IBM bugün kârını %10 oranında arttırmış olduğunu açıklamasına rağmen hisseleri 1,50$ düştü. Uzmanlar bu tepkinin nedenini açıklayamadılar." Bunlar, piyasanın gelen haberlere gösterdiği tepkiler hakkında tipik başlıklardır. Şüphesiz, bu gibi görünüşte rasyonel olmayan fiyat hareketleri aslında mantıklı insanlar için birer sürprizdir. Eğer haber iyi ise hisse senedi yükselmeli, kötü ise elbette düşmelidir.

Bu gibi görünüşte açıklanamayan hareketler, aslında piyasanın ya da daha doğrusu piyasa oyuncularının hep geleceğe odaklanmalarından ve haberlerin ve bu haber başlıklarının arkasında yatan olayları, her yönüyle hesaba katmış olmalarından kaynaklanmaktadır. Bunun sonucunda, IBM’in kârı açıklandığında, bu hisseyi izleyenlerin birçoğu zaten açıklanan rakamın beklentisi içinde bu hisseyi satın almışlardır. Bu “iyi haberi” hesaba katmamış olan bazıları ise, ancak yapılan açıklama üzerine alım yapmaya karar verirler. Ancak, ellerindeki hisseleri boşaltmak için bu anı bekleyen diğerleri, IBM’in kârının açıklanmasını bir satış fırsatı olarak kullanırlar.

Bazen bu tür açıklamalar daha büyük bir alım dalgası yaratsa da, hisse senedi günü yükselişle kapasa dahi, muhtemelen açıklama yapıldıktan sonra erişilen en yüksek değerin altına inilecektir. Fark etmez. İnsanların çoğu bu haberleri beklemekte olup, bu olayı, ellerindeki hisseleri beklendiğinden daha iyi açıklanan kârlardan etkilenen kişi veya kurumlara satmak için kullanmaya karar verirler. Neden? Belki de, bu yatırımcılar kârların bir süre için bu seviye üzerine çıkmayacağına inanıyorlardır. Kârların açıklanması, bu nedenle yükselirken satış yapmak için çok elverişli bir fırsat olarak görülmüştür. Her halükarda, piyasayı izleyenlerin bakış açısından önemli olan, haberin iyi olması ve hissenin değerinin yükselmesi gerektiğidir. Ayrıca, bunun bir zayıflık işareti olmadığıdır. Sonuçta eğer fiyat iyi haberle yükselemiyorsa, yükselmesi için daha ne olması gerekir ki? Bu, birçok kişi için, piyasalarda uzun yıllara dayanan deneyimi olanlar da dahil olmak üzere, anlaşılması zor olan bir durumdur. Eğer gelen haber iyi ise, satmak aptalca gibi görünür, ancak çoğunlukla bu durumda satmanın akıllılık olduğu ortaya çıkmıştır.

1991 yılının Ağustos ayında, eski Sovyetler Birliği Başkanı Gorbaçev’in aleyhinde darbe girişiminde bulunulduğu günün sabahı, altın 4$ ile 6$ yukarıda açılmış, ancak New York’taki kapanış günün başlangıcına göre sadece 50 cent yukarıda olmuştur. Bu, darbe başarısızlığa uğramadan iki gün öncesi idi, yani ortada endişelenecek çok şey bulunmaktaydı. O anda piyasayı izleyen çok az kişi, darbenin çok yakında sona ereceğini tahmin edebilmiştir. O anda, hafif aşırı satım konumunda olan altın fiyatının, o gün yukarı patlama yapmış olması gerekirdi, çünkü altın dünyadaki huzursuzluk kaynağı olaylara genellikle her zaman olumlu tepki vermiştir.

1970’lerin enflasyonist ortamında, bu gibi haberlerin 20-30$ yükselişe neden olması beklenirdi. Darbenin ilk günü sona erdiğinde, büyük bir belirsizlik hakimdi, fiyat ise yerinden fazla kımıldamamıştı bile. Bu olay, piyasa tarafından hiç beklenmiyordu; yani darbenin önceden fiyatlara yansımış olduğunu düşünmek mümkün değildir. Aslında, fiyatın arz talep dengesinde açıkça aşağı yönlü bir eğilim vardı. Alıcılar, altın için “iyi” olan bu habere kanmamışlardı, buna karşın satıcılar ellerindeki altını herkese satmaya hazırdılar. Fiyat iyi haberle yükselemiyorsa, bu aşağı yönlü bir işarettir. Daha sonra o hafta içinde darbe başarısız oldu ve fiyatlar düşmeye devam etti. Şekil 9-1’de aslında düşüşün fazla sürmediği ve darbe öncesi seviyelerine geri döndüğü görülmektedir; ancak sadece kısa vadeli açıdan bakıldığında, “iyi” haberde satış yapmak çoğunlukla doğru karar olmuştur.

Bilinen Haber Fiyatlara Yansımış Haberdir

Tüm finansal piyasalar gelecekteki olayları tahmin etmeye çalışarak geleceğe doğru bakarlar. Bunu pratikte “fiyatlara yansımak” olarak ifade edebiliriz. Bu süreç, öncelikle tipik piyasa konjonktüründe gerçekleşen olayların zaman sırası konusunda güçlü sezgilere sahip birkaç ileri görüşlü kişi tarafından başlatılır. Bu kişiler, ayrıca olaylar geliştikçe diğer piyasa oyuncularının algılamalarının nasıl değiştiği konusunda da deneyim sahibidirler. Zaman geçtikçe, daha geniş bir kitlede olası sonuçlara dair beklentiler oluşur ve bu nedenle de gittikçe daha çok kişi tarafından fiyatlara yansıtılmış olur. Sonuçta, olay gerçekleşir veya açıklanır ve piyasa oyuncuları artık bundan sonraki beklentiye odaklanmaya başlar. Bu gerçek hayatta yaşanan sürecin, basitleştirilmiş bir halidir, çünkü fiyatlar aslında bir çok farklı olayın, ekonomik trendin ve psikolojik çevre faktörlerinin etkileşimi sonucunda oluşmaktadır. Bu fiyatlara yansıma mekanizmasını sadece bir iki olaya indirgemek mümkün olsaydı, herhangi bir piyasayı tahmin etmek nispeten kolay olurdu, çünkü bu durumda herkes aynı oyunu oynayacağından olaylar fiyatlara anında yansımış olurdu.

Akademisyenler uzun süreden beri finansal piyasaların etkin olduğunu ileri sürmektedir. Etkin piyasa teorisi belirli bir piyasanın veya menkulün, kendisini etkileyebilecek tüm bilgileri, anında ve etkin olarak fiyata yansıtacak şekilde sindirmiş olduğunu savunmaktadır. Bu teorinin taraftarları para kazanmanın olanaksız olduğunu ileri sürmektedirler, çünkü aslında bunların tümü fiyatlara yansımış durumdadır. Onlara göre, piyasalar bu nedenle tümüyle “rastlantısal bir yürüyüş” içindedir.”

Şahsen piyasaların belirli bir ölçüde etkin olduğu hipotezine katılıyorum. En çok beğendiği hisse senedine ait kârların düşeceğine inanan yatırımcı her ne olursa olsun, eğer en azından pozisyonunun bir kısmını satıp daha iyi bir fiyattan yerine koymamışsa, mantıksız davranmış olacaktır. Etkin piyasa hipotezinde iki yanlış nokta bulunmaktadır. Birincisi, aynı bilgi herkesin eline aynı zamanda geçmemektedir. Bilginin yayılması belirli bir zaman almaktadır. İkincisi, bilgiler ilk edinildiğinde, herkes tarafından aynı şekilde yorumlanmamaktadır. Örneğin, çoğu kişinin haberlerin sadece dış yüzünü yorumladıklarını ve piyasada egemen harekete karşı hareket edenlerin ise, haberlerin ardında sürü psikolojisiyle izlenenlerden farklı, mantıklı alternatif senaryolar olup olmadığını arayacağını hatırlayınız.

Örnek olarak bir XYZ hisse senedini ele alalım. XYZ son altı ay boyunca 10 ile 12 $ aralığında işlem görmüştür. Önce zeki bir analist, piyasaya girecek yeni bir ürün sayesinde şirketin maliyetlerinden önemli ölçüde tasarruf sağlanacağını keşfeder. Böylece, bu hisseyi birkaç seçkin müşterisine tavsiye etmeye başlar. Kademe kademe artan talep, fiyatın 10-12$ seviyesinin üzerine çekilmesini sağlar. Yavaş yavaş diğer analistler durumu sezmeye başlarlar ve fiyat biraz daha yükselir. Daha sonra şirket beklenmeyen bir şekilde kötü kâr rakamları açıklar ve fiyat aşağı kayar. Düşüş şaşırtıcı derecede kısa süreli olur ve hisse fiyatı yükselmeye devam eder. Böyle olmasının nedeni, gelecek gelişmenin farkında olan bilgili kişilerin bu düşüşü bir alım fırsatı olarak görmeleri ve hazır ucuzlamışken bu fiyattan yeni alım yapmalarıdır. Bu noktada iyi anlaşılması gereken noktalardan biri, kuvvetli bir teknik konumda olan piyasanın kötü haberleri çok çabuk hazmetmesidir. Bu hareket aslında çok olumlu bir sinyaldir.

Daha sonra, yerel brokerler haberi müşterilerine yaydıkça, daha çok sayıda yatırımcı şirketten haberdar olmaya başlar. Tüm bu dönem boyunca hisse yükselmeye devam eder. Böylece şirket açıklama durumuna geldiğinde zaten hemen hemen herkes bunu beklemektedir ve haber pek de şaşırtıcı olmaz. Yeni ürün lansmanı gazetelere haber olduğunda da olay artık herkes tarafından bilinmektedir. Sadece gazeteleri okuyanlar içinde bu bilgiye sahip olmayanlar, bu durumda alıcı olabilirler belki. Ancak bu noktadan sonra, artık bu habere dayanarak alım yapacak kimse kalmamıştır.

Burada fiyatın yükselmesine neden olan haberin açıklanması değil, açıklamaya yönelik oluşan beklentidir. Açıklama günü artık para kazanmak mümkün değildir. Para, günler veya haftalar veya öncesinden yani bilgiye her ne zaman eriştiyseniz o andan itibaren kazanılmaya başlanmıştır. Şimdi, bu haberin beklentisiyle alım yapmış olan bu kişilerden birçoğunun kâr realizasyonu isteklisi olmaması lehinize olacaktır. Eğer burada yeterli düzeyde kâr realizasyonu gerçekleşirse fiyat da düşmeye başlar. Bu noktada, fiyatları yukarı yönde etkilemesi beklenen bir açıklamanın tetiklediği satışlar teknik bir zayıflık göstergesidir.

Etkin piyasa teorisinin diğer yanlışı da, fiyatların piyasa oyuncularının gelecekte beklenen olaylara yönelik tavrı ile belirlendiğidir. Birçok kişi haberlere fevri tepkiler verirler, bazıları ise tepki vermeden önce düşünmeye zaman ayırırlar.

Aslında hisse senedi piyasasındaki yatırımcılar, genel eğilime uymaya çokça yatkındır. Örneğin yatırımcılar 1982 ile 1983 arasında teknoloji hisselerini yüksek fiyatlarla almaya razıyken, daha sonra 80’li yılların sonuna dek teknoloji hisselerinin pabucu dama atılmıştır. Gıda hisseleri 70’li yıllarda istikrarlı bir gelişme gösterirken, sonraki on yılın sonuna dek yatırımcılar tarafından pek tercih edilmemişlerdir. Bu tutarsızlıkların tek açıklaması, yatırımcı davranışlarıdır, etkin piyasa teorisi değil.

Bazı durumlarda, piyasanın haberlere tepkisi gecikmeli olur. Ekim 1973 tarihinde Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği (OPEC), Amerika’nın Arap-İsrail savaşında İsrail’i desteklemesi nedeniyle, ABD’ye yapılan petrol ihracatına ambargo koymaya karar verdi. Burada mantıklı olan piyasanın hemen düşmesidir, ancak bu, ambargo açıklamasını izleyen birkaç gün içinde gerçekleşmiş ve ardından hisse senedi borsasında sert düşüşler meydana gelmiştir Gerçekler bilindiği halde insanlar neden hemen tepki göstermemiştir. Muhtemelen zamanla yatırımcı tavrı değişmiş ve fiyatlar düşüşe geçmiştir. Buna diğer bir örnek de, FED faiz oranlarını büyük ve beklenmeyen bir oranda artırarak %1 seviyesine çektiğinde Aralık 1991’de meydana gelmiştir. Piyasa o gün hemen küçük bir yükselişle tepki vermiş, ancak fiyatlardaki esas patlama daha sonra olmuştur. Diğer yandan, Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgaline verilen yanıt hemen hemen gecikmesiz olarak gerçekleşmiştir.

Etkin piyasa teorisi, insanın doğasında bulunan bazı tuhaflıkları hesaba katmamaktadır. Piyasaların etkin olma eğiliminde olduğu tartışılmaz, ancak burada verilen örnekler, fiyat hareketlerinin arkasında yatan tek nedenin bu etkinlik olmadığını göstermektedir. Piyasaların etkinliği genellikle, öngörülebilmesi makul ölçülerde mümkün olan belirli bazı açıklamalardan kazanç sağlamanın oldukça zor olması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu konu üzerinde çok sayıda araştırma yapılmıştır. Dean Frank, Frank Rielly ve Eugene Drzyminski tarafından Notre Dame Üniversitesinde yapılan bir çalışma, hisse senedi fiyatlarının dünyadaki gelişmeler hakkında yeni gelen bilgileri hızla hesaba kattığını göstermektedir. Bu hız, yatırımcıların bu bilgiye dayanarak ortalama üzerinde getiri elde etmesini engellemektedir. Diğer çalışmalar sonucunda, kamuya yapılan açıklama, açıklanan kâr ve benzerinden yararlanmaya çalışarak piyasa üzerinde kazanç elde etme şansının çok düşük olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu araştırma girişimlerinde sorunlu olan nokta, bunlarda haberlerin öneminin sayısal olarak nasıl belirlenmiş olduğudur. Bu, yukarı yönlü ve pek önemsiz yani fiyatta değişiklik yaratmayacak türden bir haber olabilir. Diğer yandan, haberlerin birçoğu önceden dışarı sızmış olabilmektedir. Şirketler çoğunlukla analistleri, önceden farkında olmadıkları gelecek gelişmelere yönelik “hazırlamaktadır”.

Bu bakımdan, Fairleigh Dickinson Üniversitesi’nden Dr. Patrick Gaughan, hisselerin kapanış değerleri ile, The Wall Street Journal gazetesinde belirli bir günlerde yayınlanmış haberler arasında ilişki olmadığını göstermiştir. Bunun yerine, çok değişkenli analizler kullanılarak, haberlerin yayınlanmasından birkaç gün önceki fiyatları, haberler ile istatistiksel olarak ilişkili olduğunu göstermek mümkün olmuştur. Kendisi bu verilere dayanarak şu sonuca varmıştır, "günlük finans medyasında yer alan haberler borsa fiyatlarını etkilememektedir. Haberler bu piyasalar için çok önemlidir. Ancak piyasaların genellikle basılı medyadan daha çabuk haber aldıkları kaynaklar bulunmaktadır.” Bu nedenle, yaptığı bu kısa vadeli çalışma ile Dr. Gaughan, bir haberin piyasayı açıklanmadan önce etkilediğini kanıtlamış olmaktadır.

Not: "Açıklamalı Yatırım Psikolojisi’nden" alıntıdır. Çeviren : Eralp TUNA

 

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Yorum yaz
Adýnýz:
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Baţlýk:
UBB Kodu:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img] 
 
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
:!::?::idea::arrow:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Rasgele Başlıklar

Review www.money.pandoraninkutusu.net on alexa.com
porno porno sexyteen porno